Istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ekim 2014 Çarşamba

Simitçi, Kahveci, Gazozcu








Zafer gazozu, soliter, mozaik pasta, yüksek doz ozzy üstüne Sezen ile cila :) Kim inanır 2000 lerde yaşadığımıza. Hazır kitap takılmışken kadraja alıntımızı da yapalım;
"Şimdiye kadar düşünmediyseniz
Bakmayın içinde ne var,
Küçük bir kitaptır yaşamak
Elinde tutmaya yayar." 
(Enver Aysever- Bu Roman O Kız Okusun Diye Yazıldı)
Fon Müzik yazmayacağım, nasıl olsa çoğunuz içinizden Sezen'den "simitçi, kahveci, gazozcuuuu, şinanay da yavrum şipaşinanay..." diye mırıldanmaya başlamıştır diye tahmin ediyorum.

24 Ağustos 2014 Pazar

Yeldegirme'ninde bir Vegan Kafe





Biraz gecikmeli bir yazi oldu ama gec olsun guc olmasin diyerek, uzun zamandir basi bos biraktigim bloguma sicak sicak banyodan cikmis yeni yeni fotograflarim ve gezilmis gorulmus yeni mekanlarla geri donuyorum. Ve birinci sirada her zamanki gibi bir tesaduf eseri kesfettigimiz Mahatma Cafe var. 

Mahatma Kadikoy Yeldegirmeninde acilmis oldukca yeni bir cafe.Onu ozel kilan ise Vegan bir cafe olmasi. Isin garip tarafi bizim bunu bilmeden gitmemis olmamiz. Cunku gittigimiz arkadas grubu icerisinde birakin vegan, vejeteryan biri bile yok. Neyse biz herseyden bir haber kahvalti tabaklarimizi ve buyuk boy caylarimizi soyluyoruz. Ve birazdan siparislerimiz masaya geliyor. Once tabaga sonra birbirimize bakiyoruz, cunku alistigimizdan farkli  bir kahvalti tabagi ile karsi karsiyayiz. Peynir yok, yumurta yok,  beyaz ekmek yok, kaymak, tereyagi yok.  Fakat biz bu durumu cok onemsemeyip, herhalde farkli bir tarzlari var diyerek yemeye koyuluyoruz. Keza tabagin icindekiler alisilmis disi olmakla birlikt lezzetli gorunuyor. Ve eklemeliyim ki sadece lezzetli gorunmuyorlar, zeytinyagli humus ve zeytinyagli yaprak sarmalarini  sildim supurdum.

Gelelim bizim cafe'nin vegan oldugu gercegine ne zaman aydigimiz noktasina :) Kahvaltisi biten arkadaslardan birisi sutlu kahve isteyince durumu ogreniyoruz. Mekani isletenlerden biri olan Duygu durumu bize acikliyor sagolsun. Vegan bir kafe olduklari icin hayvansal urunler kullanmadiklarini, sut yerine sut tozu tercih edebilecegimizi soyluyor. 

Kendimi alamayip mekanin fotograflarini cekmeye koyuluyorum, bir taraftan da Duygu'dan cafe ilgili bilgiler aliyorum. Yemekleri ve tatlilari kendilerinin yaptigini ve zeytinyagi kullandiklarini soyluyor. Ve hic sut, yumurta kullamaya ihtiyac duymadan kek ve kurabiye yapabildiklerini anlatiyor. Ilk basta sanki 'dunya duz' demis gibi sasiriyorum, ama bahsettigi kurabiye ve kekin tadina baktiktan sonra, birakin 'fark yok' demeyi 'ya bu daha mi guzel ne' diyorum.

Isin lezzet kismi bir tarafa Duygu bize asil amaclarinin hayvanlarin ozgurce yasamasi icin insanlari vegan olmaya tesvik etmek oldugunu soyluyor. Ki bunun icin hem insan sagligi hem hayvan hakliri acisindan oldukca hakli sebeplerini siraliyor. Vegan veya vejetaryan olmayabilirim ama yol uzerinde bir vegan kafe gormek beni mutlu etti. Cunku artik her karnim aciktiginda mcdonalds'a, donercilere, ev yemeleri adi altinda agir yaglar kullanan yerlere gitmek yerine Mahatma gibi bir yere gitme sansim var.

Suyu cikarilana kadar gidilecekler listesine coktan eklenmis durumda :) Vegan ve vejetaryan olanlara da ayrica duyrulur.


4 Mayıs 2014 Pazar

Riva- Bir Avuç Huzur/2







Istanbul'un Beykoy ilcesine bagli bu kucuk sahil koyune gidip  nehir kenarinda balik yemenin keyfi az bulunur azizim. O kadar guzel bir keyif ki az daha 'Nehir kenarinda balik keyfi' diye facebook'ta paylasim yapacaktim! Siddetle tavsiye edilir. Ama amaciniz yemek yemek olmasin, zira yedigim en guzel balik degildi ama buna ragmen en keyiflilerinden biri idi. 

Riva- Bir Avuç Huzur






Pazar pazar bu satirlari yazarken bir taraftan da calisiyorum. Yanimda kahve kazanim, kacinci bardagi ictigim belli degil. Aclik oyunlari, ne yaparsiniz. Ama benim de nefes aldigim zamanlar oluyor. Bu sefer ki molami Riva koyun'de verdim. Ama dikkat edin,  burada fazla huzur ve oksijen insani carpabiliyor. Yemisim caddesini, nisantasini, bebegini, burasi Istanbul degil dedirten bu kucucuk sahil koyu'ne gittigimde geri donmek istemedim. Ama kendi kendime, arada sirada olunca tadi cikar boyle seylerin, avuntusunu tekrarlayarak, bize sunulan kosturmacaya geri dondum. Tabiki de eli bos donmedim, bol bol fotograf cektim :), iste onlardan bir kaci.

26 Şubat 2014 Çarşamba

Zihin Acan Kahve ve Tasarimlari ile Aponia Store Galata


galata-tasarim-dukkan
Karakoy’den Tunel’e dogru cikarken tesadufen gordum bu mekani. Mesrutiyet caddesi uzerinde Galata kulesi ile hemen hemen ayni hizada sagda kucuk bir dukkan. Zaten vitrini gordukten sonra iceri girmekten kendimi alikoyamamiyorum. Ilk etapta raflarda ve askilarda ki tisortler ve aksesuarlar gozume carpiyor, hemen sonra adeta bir kimya labaratuarini andiran kahve makinenelerinin oldugu kismi goruyorum ve bir kahve soyluyorum. Fakat daha once gormedigim bir yontemle yapiliyor filtre kahve, bu yuzden biraz beklemem gerektigini soyluyorlar. Icimden insan boyle bir dukkandan cikmak icin neden acele etsin ki zaten diyorum ve sorun olmadigini soyleyip basliyorum iceriyi gezmeye.
aponia-store-kahve-galata
supermind-coffee-galata
Bu esnada bana kahve yapan bayanla dukkan hakkinda konusuyoruz. Dukkan acilali 8 ay oldugunu ve dukkandaki tasarimlarin Fatih Dagli tarafindan yapildigini ogreniyorum, ben bu arada 8 ay boyunca nasil olur da burayi farketmem diye kendime kiziyorum. Iceride satin alabileceginiz urunlerin yaninda mekanin tasarimi, dekorasyon icin kullanilan tablolar, cizimler, esyalar o kadar guzel ki hepsini alip goturmek istiyorum.  Ve bu sekilde, guzel kahve ve arka fonda calan guzel muziklerin de etkisi ile yaklasik yarim saat belki daha fazla sure sonra dukkandan cikiyorum, tabi ki yakin zamanda tekrar gelmek uzere.
Istanbul’un karmasasi ve Istanbul’da zamanin ne kadar hizli aktigi ile iligili insanlarin (zaman zaman benim bile) sikayetleri Galata kulesinin dibinde ki bu kucuk dukkanda yersizlesiyor. Cunku kasasinda kapiya kadar kuyruk olan, kahvenizi 5 dakikada aldiginiz, adim basi subesi olan kahve dukkanlarinin aksine burada aceleniz yok.  Ve en onemlisi icinde sanat var.
Uzun lafin kisasi, gidilip gorulesi, icinde zaman gecirilesi bir mekan

4 Şubat 2014 Salı

This is Reminder


Hatiralar bana neden bu kadar etkileyici geliyor? Hic anlamiyorum benim olmadiklari halde butun bu resimlere baktigim zaman bir ani goruyorum. Resimde pencereden bakan kizi gordugumde ne hissettigini dusunuyorum. Istasyonda bekleyenleri gordugumde nereye gidiyorlardi, kimin yanina gidiyorlardi, hikayeleri neydi merak ediyorum. Trafikte yanimda giden arabadaki kadini gordugumde onun hayatini merak ediyorum. Acaba o kadin o anda kimin yanina gidiyor, belki kizinin yanina gidiyor, Kimbilir?
Bazen kendimi kosturan tavsanlarin arasinda ilerleyen bir kaplumbaga gibi hissediyorum. Zaman cevremdeki herseyle birlikte white rabbit gibi depar atarken ben hizla cevremde girdaplar olusturan anlari yavasca izliyorum ve anlari yakalamaya calisiyorum. O ani yakalamaya ve hissettmeye calisiyorum. Benim gibi dikkatsiz bir insan icin oldukta zor birsey :) Sukur ki fotograf makinam ve filmlerim var :)


I don't know why the memories impress me so much. I don't understand it. When i look at them i see a history even if they don't belong to me. When i see the girl at the window in the photo i wonder how does she feel. When i see the people who are waiting at the stop i wonder where are they going or who are they going to visit? When i see the woman who drives on the road i wonder her life. Where is she going? May she is going to visit her doughter, who knows?
Sometimes i feel like a turtle and rabbits are rapidly running around me. I'm slowly watching them and trying to catch some moments when time and all other things sprint around. I am trying to catch and feel that moment. It's not easy, specially for an inattentive person like me. But thank god i have my cameras and films :)